Çarşamba 15 Temmuz 2026 - 21:09
Şehit İmamın İntikamı ve Kanının Hesabının Sorulması, Hükümet ve İlgili Kişilerin Değişmesine Bağlı Değildir / Müzakereler Devam Ettirilmemelidir / İran Milleti Düşmana Taviz Vermez!

Havza / İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi yayımladığı analiz niteliğindeki bildiride, İran ve Irak'ta düzenlenen, on milyonlarca kişinin katıldığı tarihî veda, uğurlama ve cenaze törenlerinin taşıdığı önemli mesajları ele aldı.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre İlim Havzaları Müdürü, şehit imamın intikamı ve kanının hesabının sorulması meselesine de değinerek şu ifadeleri kullandı:

"İslam İnkılabı Rehberi'nin son mesajına göre, şehit imamın ve son iki savaşta şehit olan diğer şehitlerin intikamının alınması ve kanlarının hesabının sorulması kesin ve kaçınılmaz bir görevdir. Bu mesele, hükümetlerin ya da ilgili şahısların gelip gitmesine bağlı değildir. Her hâlükârda gerçekleşecektir. Bu cinayetleri işleyen suçlular ve failleri artık bundan sonra hiçbir zaman kendilerini güvende hissedemeyecek; kuşkusuz huzur içinde ve yataklarında ölme hayallerini mezara götüreceklerdir. Bu intikam, uluslararası ve kapsamlı bir zeminde, dünyanın özgürlük yanlısı insanlarının çabasıyla sürdürülecektir."

Anayasayı Koruyucular Konseyi Fakih Üyesi, İran ile ABD arasındaki mutabakatın suç işleyen düşman tarafından defalarca ihlal edilmesine de değinerek şöyle dedi:

"Artık düşman; tehdit, hakaret ve askerî saldırılarla, ekonomik yaptırımlar uygulayarak, tazminat ödemeyerek, ülkenin mal varlığını geri vermeyerek, ateşkesi sağlamayarak, işgalci İsrail'i Lübnan topraklarından geri çekmeyerek ve son olarak İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden uygulayarak mutabakatın bütün maddelerini ihlal etmiştir.

Ayrıca ABD Başkanı da açık ve küstah bir şekilde mutabakatın sona erdiğini ilan etmiş ve savaşı başlatmıştır. Bu durumda artık mutabakata bağlı kalmanın ve müzakereleri sürdürmenin hiçbir gerekçesi kalmamıştır."

Stratejik Bir Tavsiye

Cumhurbaşkanı'nın bizzat kendisi, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri adına, İslam İnkılabı Rehberi'ne ve İran'ın onurlu ve direnişçi halkına karşı mutabakat maddelerini uygulama ve Amerika'nın aşırı taleplerine karşı direnme taahhüdünde bulunmuştur.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı, konseyin diğer üyeleri, askerî komutanlar ve ülkenin diplomasi yetkilileri mutabakatı sona ermiş kabul etmeli, cihat ve direniş yolunu seçmeli ve İslam İnkılabı Rehberi'ne tam itaat ederek onun uygun gördüğü yola geri dönmelidirler.

Ayetullah Arâfî mesajında şu noktaya özellikle vurgu yaptı:

"Yüce İran milleti, ekonomik sıkıntılar nedeniyle düşmana taviz vermeye razı değildir. Bu millet, zuhurun hazırlıklarını yapmak ve nihai zafere ulaşmak uğruna son damla kanına kadar fedakârlık etmeye hazırdır.

Bu nedenle yetkililer, ekonomik sorunları, savaşın maliyetlerini veya altyapıların hedef alınması korkusunu bahane ederek İslam ümmetinin meşru haklarından vazgeçmemeli ve Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle hiçbir ahde bağlı kalmayan inkârcılarla (لَا أَيْمَانَ لَهُمْ) yürütülen müzakere ve mutabakat sürecini daha fazla devam ettirmemelidir."

Ayetullah Arafi'nin önemli hususlar içeren mesajının tam metni:

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

"Müminlerden öyle yiğitler vardır ki Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi adağını yerine getirip şehit oldu, kimi de beklemektedir. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler."

İslam dünyasının büyük önderi ve rehberi, Hazret-i Ayetullah el-Uzmâ İmam Hamaney'in (Allah'ın rahmeti üzerine olsun) ve bazı aile fertlerinin Tahran, Kum, Necef-i Eşref, Kerbelâ-yı Muallâ ve Meşhed-i Mukaddes'te gerçekleştirilen tarihî ve benzeri görülmemiş cenaze törenleri ve dünyanın birçok ülkesinde düzenlenen sembolik cenaze merasimleri ve matem meclisleri, yeni İslam medeniyetine doğru yürüyüş ve Hz. Mehdi'nin (Allah zuhurunu yakın eylesin) zuhuru için hazırlık sürecinde son derece önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Kan davasını simgeleyen kırmızı bayrakları taşıyan on milyonlarca insanın katılımı ve yükselen intikam sloganları, bu cenaze törenini tarihin en büyük ve benzeri olmayan cenaze merasimine dönüştürmüştür.

Bu cenaze töreni, halkın velisine duyduğu sınırsız sevginin tecellisi olmuştur; Allah'ın, iman edip salih amel işleyen kullarının kalplerine yerleştirdiği sevgidir bu:

"İman edip salih amel işleyenler için Rahmân mutlaka gönüllerde bir sevgi oluşturacaktır."

Törene hâkim olan atmosfer, derin bir matem ile büyük bir destanın iç içe geçtiği bir tabloydu. Halk, şehit imamına veda ederken Hüseynî ve Aşura ruhunu yansıtan bilinçli ve coşkulu bir duruş sergiledi. Bu coşkun duygular, onların iman ve inkılap kimliğinin en derin katmanlarını ortaya koydu ve İslam Cumhuriyeti için inkılabî yürüyüşte ve yüce hedeflere ulaşmada kullanılabilecek çok büyük bir manevi sermaye oluşturdu.

İslam ümmetinin ve Direniş Cephesi'nin küfür ve emperyalizm cephesine karşı güç gösterisine dönüşen bu büyük cenaze töreni, Amerika'nın ruhsal dengesi bozuk ve edepsiz başkanını öfkelendirdi. Çaresizlik içinde saçmalamaya, tehdit etmeye ve İran milletine hakaret etmeye başladı.

Hatta bu büyük cenaze töreni devam ederken, mutabakatta üstlendiği yükümlülükleri bir kez daha ihlal ederek İran'ın kuzey ve güneyindeki bazı noktalara saldırdı. Son günlerde ise açık ve net biçimde savaş ilan ederek ülkenin birçok bölgesine vahşi saldırılar düzenledi. Buna karşılık İran'ın güçlü silahlı kuvvetlerinden ağır ve sarsıcı darbeler aldı.

Bu cenaze töreni bir kez daha, İran milleti ile Direniş Cephesi'nin "kanın kılıca üstün gelmesi" anlayışını, ölüm ve şehadeti korkmadan karşılamaya hazır olduğunu bütün dünyaya gösterdi.

Aynı zamanda "Biz yapabiliriz" anlayışını pekiştirdi; halkın iradesi, katılımı ve yeniden dirilişinin ülkenin direnişi, gelişmesi ve ilerlemesindeki vazgeçilmez rolünü ortaya koydu ve dünyaya uluslararası dengelerin değişmekte olduğunu gösterdi.

Şüphesiz ki, İslam ümmetinin bu muhteşem güç gösterisi ve yeniden dirilişi; içinde bulunulan karma savaş şartlarında, yetkililer, halk, ilim havzaları, fedakâr din âlimleri, Direniş Cephesi ve bütün İslam dünyası için son derece derin ve stratejik mesajlar taşımaktadır. Artık şehit imam ve bu mukaddes naaşlar, şefkatli İmam Hazret-i Ali b. Musa er-Rıza'nın (a.s.) türbesinin yanı başında ebedî istirahatgâhlarına kavuşmuşlardır. Bundan sonra zuhur zirvesine kadar uzanan bu ağır yolun yükü hepimizin omuzlarındadır.

Bu sebeple bu stratejik mesajların açıklanması ve yolun devamı için ortaya konulması zorunludur.

Ben de milyonlarca insanın oluşturduğu bu destansı tabloyu saygıyla anıyor, İmam Zaman'a (a.f.), Müslümanların Veliyy-i Emri Hazret-i Ayetullah İmam Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney'e (Allah bereketlerini daim eylesin) başsağlığı diliyor; bu büyük tarihî hareketin stratejik mesajlarını açıklıyor ve bundan sonra hepimizin yerine getirmesi gereken görevleri hatırlatıyorum.

İnkılabın Şehit İmamının Katillerinden İntikam ve Kanlarının Hesabının Sorulması Mesajı

Şehit İmam'ın cenaze töreni ve halkın ellerinde dalgalanan Aşura'nın kırmızı intikam bayrakları, şehit imamın intikamını almak ve kanının hesabını sormanın bu milletin ve dünyanın bütün özgür insanlarının meşru ve dinî hakkı olduğunu göstermiştir.

Cenazeye katılan muazzam kalabalığın arasında yükselen "İntikam!", "Ya Lisârât'el-Hamaney (Ey Hamaney'in intikamını isteyenler!)" sloganları ile Trump ve Netanyahu'nun öldürülmesi yönündeki talepler, diğer bütün sloganlardan daha güçlü şekilde yankılanmıştır.

Dinî kültürde kan davasını ve intikamı simgeleyen kırmızı bayrakların dalgalanması, düşmanlara ve saldırganlara şu açık ve kesin mesajı vermiştir:

Bu millet, şehit imamının ve son iki savaşta şehit düşen bütün şehitlerin temiz kanının hesabını suçlu katillerden sorma konusunda kararlıdır!

Şehit İmamın İntikamı, Hükümetlerin ve Kişilerin Değişmesine Bağlı Değildir

Aziz Rehberimizin, İran'ın şehit rehberinin cenaze ve defin merasimi dolayısıyla yayımladığı son mesajında da ifade ettiği gibi; Hüseynî bir hayat yaşayan, Hüseynî şekilde şehit olan şehit imamın intikamını almak ve son iki dayatılmış savaşta Hz. Hüseyin'in (a.s.) yolunda şehit düşenlerin kanının intikamını talep etmek, Hz. Hüseyin (a.s.) ve onun yarenlerinin intikamını isteme çizgisinin devamıdır. Bu husus özellikle Nedbe Duası ve Âşûrâ Ziyareti'nde açıkça vurgulanmıştır.

Bu sebeple, İslam İnkılabı Rehberi'nin son mesajına göre, şehit imamın ve son iki savaşın diğer şehitlerinin intikamının alınması ve kanlarının hesabının sorulması kesin ve kaçınılmaz bir görevdir; bu mesele hükûmetlerin ya da ilgili kişilerin değişmesine bağlı değildir. Bu hedef her durumda gerçekleşecektir. Bu cinayetleri işleyen suçlular ve failleri artık hiçbir zaman kendilerini güvende hissedemeyeceklerdir. Hiç şüphesiz huzur içinde, yataklarında ölme hayallerini de mezara götüreceklerdir.

Bu intikam, uluslararası ölçekte ve kapsamlı biçimde, dünyanın özgürlük yanlısı insanlarının gayretiyle sürdürülecektir.

Uluslararası medya da İslam ümmetinin bu güçlü haykırışını doğru şekilde anlamış ve bunu düşmanların hesaplarını değiştirecek bir "millî irade tatbikatı" olarak değerlendirmiştir.

Zamanın Yezid'i olarak nitelenen suçlu düşman da bu mesaj karşısında sarsılmış; kendi yetkilileri ve komutanları için güvenlik tedbirlerini daha da artırmıştır.

Hiç şüphe yoktur ki düşman, işlediği bu suçun bedelini ödemelidir ki bir daha böyle bir suçu işlemeye cesaret edemesin.

Bundan sonra halk, intikam ateşini gerçekleşeceği güne kadar kalplerinde canlı tutmalı ve bunu, şehit imamın kanıyla suladığı yolu sürdürmeye yönelik kalıcı bir kararlılığa dönüştürmelidir.

Biz de rehberimiz gibi, şehit imamın ve son iki savaşta şehit olan bütün şehitlerin temiz kanının intikamını suçlu katillerden alacağımıza söz veriyoruz.

Ayrıca bütün devlet yetkililerini, silahlı kuvvetleri, Şiileri, Müslümanları ve dünyanın bütün özgür insanlarını, İslam ümmetinin bu haklı talebini gerçekleştirmek için ciddi biçimde harekete geçmeye çağırıyoruz.

Dolayısıyla devletin bütün yetkilileri, resmî kurumlar, halk tabanlı kuruluşlar, din âlimleri, havza talebeleri, tebliğciler, toplumun bütün kesimleri ve dünyanın cesur ve onurlu insanları bu önemli çağrıya olumlu cevap vermeli ve bunun gerçekleşmesi için gerekli zemini hazırlamalıdır.

Direnişin Sürdürülmesi ve Rehberin Görüşüne Dönülmesi 

Halkın bu destansı katılımının açık ve net mesajı; cihad ve direniş yolunun sürdürülmesi ve esas itibarıyla İslam İnkılabı Rehberi'nin görüşüne geri dönülmesi yönündeydi.

Artık düşman; tehdit, hakaret, askerî saldırılar, ekonomik yaptırımlar uygulaması, tazminat ödememesi, ülkenin mal varlığını geri vermemesi, ateşkesi sağlamaması, işgalci İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmemesi ve son olarak İran'a deniz ablukasını yeniden uygulamasıyla mutabakatın bütün maddelerini ihlal etmiştir.

Üstelik ABD Başkanı da açık ve küstah bir şekilde mutabakatın sona erdiğini ilan etmiş ve savaşı başlatmıştır. Bu durumda mutabakata bağlı kalmanın ve müzakereleri sürdürmenin artık hiçbir gerekçesi kalmamıştır.

Cumhurbaşkanı, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri adına, İslam İnkılabı Rehberi ve İran'ın direnişçi halkı karşısında mutabakat maddelerini uygulama ve Amerika'nın aşırı taleplerine karşı direnme taahhüdünde bulunmuştur.

Konseyin diğer üyeleri, askerî komutanlar ve ülkenin diplomasi yetkilileri de mutabakatı artık sona ermiş kabul etmeli; cihad ve direniş yolunu seçmeli ve İslam İnkılabı Rehberi'nin uygun gördüğü çizgiye tam itaatle geri dönmelidir.

İran Milleti Düşmana Taviz Vermez / Savaşın Maliyetinden Korkarak Müzakere Yolunu Sürdürmeyin

Yetkililer şunu bilmelidir ki, bugün savaşın ve bazı ekonomi yöneticilerinin yanlış uygulamalarının yol açtığı ekonomik baskılar altında yaşayan aynı halk, bu talepleri dile getirmektedir. Bu durum, İran milletinin ekonomik sıkıntılar yüzünden düşmana taviz vermeye hazır olmadığını göstermektedir.

Bu millet, zuhurun hazırlıklarını yapmak ve nihai zafer zirvesine ulaşmak uğruna son damla kanına kadar fedakârlık etmeye hazırdır.

Bu nedenle yetkililer; ekonomik sorunları, savaşın maliyetlerini veya altyapının hedef alınması korkusunu bahane ederek İslam ümmetinin meşru haklarından vazgeçmemeli ve Kur'an'ın ifadesiyle "hiçbir ahde bağlı kalmayan inkârcılarla" yapılan müzakere ve mutabakat sürecini daha fazla sürdürmemelidir.

Bunun yerine Yüce Allah'a tevekkül etmeli, ilahî vaatlere güvenmeli ve şu ayetlerin bildirdiği hakikatlere dayanmalıdır:

"Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlamlaştırır." (Muhammed suresi, 7)

"Onlarla savaşın ki Allah onları sizin ellerinizle cezalandırsın, rezil etsin, size onları yenme imkânı versin ve müminlerin gönüllerini ferahlatsın." (Tevbe suresi, 14)

"Nice az sayıdaki topluluk, Allah'ın izniyle çok sayıdaki topluluğa galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara suresi, 249)

Ayrıca Fussilet 30, Ahkaf 13, Cin 16, Âl-i İmrân 160 ve diğer birçok ayette bildirilen ilahî vaatlere güvenmeli; imanlı, inkılabî, basiret sahibi, velayet eksenli, fedakâr ve direnişçi bu milletin desteğiyle, güçlü konumdan hareket ederek cihadı; düşmanın tamamen çaresiz bırakılmasına, intikamın alınmasına, tazminatların ödenmesine, ülkenin dondurulan mal varlıklarının geri verilmesine, Hürmüz Boğazı üzerinde tam yönetim hakkının tanınmasına ve rehberliğin belirlediği diğer şartların kabul edilmesine kadar sürdürmelidir.

Ümmetin İslam'a ve İslami Değerlere Bağlılığı Mesajı

Hüseynî olan, Hüseynî düşünen, Hüseynî hareket eden, Hüseynî şekilde cihat ve direniş gösteren, Hüseynî yaşayan ve kendi kanını Hz. Hüseyin'in mektebi uğruna feda eden; bütün ömrünü İslam'ın temellerini, ilkelerini, hedeflerini, hükümlerini ve inkılabî değerlerini korumaya adayan bir şehit imamın cenaze törenine halkın yoğun, coşkulu ve destansı katılımı; gözyaşı, matem ve hüzünle birlikte bütün dünyaya şu mesajı vermiştir:

Halk İslam'a, İslami değerlere ve İslami hükümlere bağlıdır; İslam'ı korumak için kendi canını ve çocuklarının canını, imamları gibi feda etmeye hazırdır.

Düşman uzun yıllar boyunca kültürel saldırılar, ahlaki çözülmeyi teşvik etme, sorumsuzluğu ve dünya sevgisini yayma yoluyla kültürel dönüşüm yaratmaya, Batı yaşam tarzını yaygınlaştırmaya ve halkı İslam'dan uzaklaştırmaya çalışmıştır. Bu çabalarında belirli ölçüde başarı da elde etmiştir; şehit imam da bu tehlike konusunda defalarca uyarılarda bulunmuş ve endişelerini dile getirmiştir. Ancak bu büyük katılım göstermiştir ki son iki savaşın şehitlerinin ve özellikle mazlum şehit imamın kanının bereketi sayesinde halk her zamankinden daha fazla ve bütün benliğiyle İslam'a yönelmiştir.

Bu temiz kanlar, düşmanın kültürel saldırılarını önemli ölçüde etkisiz hâle getirmiştir. Bununla birlikte tehlike hâlâ devam etmektedir.

Bu nedenle kültür alanındaki yetkililer, din âlimleri ve bütün inançlı ve inkılabî güçler bu büyük tehdide karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmeli; bu temiz kanların ortaya çıkardığı fırsatı değerlendirmeli ve doğru ekonomik ve kültürel politikalarla, etkili bilinçlendirme çalışmalarıyla ve gönüllere hitap eden tebliğ faaliyetleriyle düşmanın planlarını etkisiz hâle getirmeli; İslam ümmetinin ve İslam medeniyetinin inşasına doğru ilerleyişi hızlandırmalıdır.

Düşmanın Planlarının ve Hesaplarının Yenilgiye Uğraması Mesajı

Bu cenaze töreninin önemli mesajlarından biri de şuydu:

Amerikan-Siyonist emperyalist düşman, İran milleti için yaptığı büyük planlara ve İslam Cumhuriyeti'nin yıkılması yönündeki hayallerine rağmen; rehberliğin direnişi, halkın fedakârlığı ve İran'ın güçlü silahlı kuvvetleri sayesinde bütün bu planlarının aşağılayıcı bir yenilgiye uğradığını anlamıştır.

Amerika ve İsrail, İran milletinin ihtişamı ve büyüklüğü karşısında gerileme ve çöküş sürecine girmiştir. Yakın gelecekte Amerika bölgedeki varlığını toplamak zorunda kalacak ve Batı Asya onların varlığından temizlenecektir.

Öte yandan bölge devletleri de çok yakında Amerika'dan korkmamaları gerektiğini anlayacak; Amerika'ya hizmet etmenin ve şeytani güçlere bağımlı olmanın kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını görecek ve Amerika ve İsrail'e bağımlılığı sona erdirmekten başka bir yollarının olmadığını kavrayacaktır.

Bundan Sonra Dikkat Edilmesi Gereken Üç Önemli Husus

A) Halkın Meydanlardaki Varlığı Devam Etmelidir

Halkın sokaklardaki varlığı geçmişe göre daha büyük bir bilinç ve coşkuyla sürdürülmeli; İslam İnkılabı Rehberi tarafından aksi açıklanmadıkça bu katılım sona erdirilmemelidir. Yetkililer de bu katılımı kolaylaştıracak zemini daha fazla hazırlamalıdır.

Bilmelidirler ki bu halk desteği: Savaş alanındaki silahlı kuvvetlerin destekçisidir. Hizmet alanındaki devlet görevlilerinin destekçisidir. Diplomasi alanındaki yetkililerin destekçisidir.

Ayrıca bu katılım; İslami hüküm ve değerlerin yayılmasına, bu değerlerin halkın gönüllerine yerleşmesine, ekonomik ve kültürel sorunların çözümünde halkın daha fazla rol almasına, dini halk egemenliğinin gerçek anlamda gerçekleşmesine zemin hazırlamaktadır.

Son dönemde İran milletinde görülen bu büyük diriliş, İslam İnkılabı'nın büyüklüğünün, ihtişamının ve başarısının açık göstergelerinden biridir.

İslam İnkılabı Rehberi de şehit imamın cenaze ve defin merasimi vesilesiyle yayımladığı mesajında bu toplumsal dirilişe işaret etmiş ve onun kaynağını açıklamıştır.

Kendilerinin ifadesine göre:

Hz. Hüseyin'in Aşura kıyamı, insanlık tarihi boyunca Hz. Peygamber'in getirdiği ilahî dirilişin yankısı olmuştur. İslam İnkılabı da bu yankının ürünüdür; halkın bugünkü dirilişi de aynı yankının sonucudur.

Bu halk hareketinin etkileri ve sonuçları, İslam Cumhuriyeti'nin yüksek hedeflerine ulaşmasını güvence altına alacaktır, inşallah.

B) Millî Birliğin ve Toplumsal Dayanışmanın Korunması

Özellikle mevcut karma savaş şartlarında, hak ekseninde ve velayet çizgisinde şekillenen millî birlik ve toplumsal dayanışmanın korunması en önemli görevlerdendir.

Yetkililer, halkın çeşitli kesimleri ve din âlimleri; İslam İnkılabı Rehberi'ne tam itaat ederek bu eşsiz ilahî nimeti korumalı ve bu dayanışmayı zayıflatacak her türlü davranış, söz ve yazıdan kaçınmalıdır.

Elbette bu birlik ve dayanışmayı korumak, yetkililerin hatalarına sessiz kalmak anlamına gelmez. Tam tersine; hakaret, iftira ve saygısızlık içermeyen eleştiri ve haklı talepler, bu birlik ve dayanışmanın güçlenmesine yardımcı olur.

Allah'a hamdolsun ki yetkililerimiz, rehberliğin mutabakat konusunda ifade ettiği gibi iyi niyetle ve samimiyetle çaba göstermektedirler.

İnşallah bu müzakere ve mutabakat sürecinden edindikleri tecrübeler sayesinde geçmişteki değerlendirme hatalarını düzeltecek, rehberliğe ve halka verdikleri sözleri yerine getireceklerdir.

C) İslam Nizamının Yapısının Güçlendirilmesi ve Geleceğe Hazırlık

İslam Cumhuriyeti'nin bütün yetkilileri ve karar mercileri, üçüncü dayatılmış savaşın ortaya çıkardığı bu büyük fırsattan en iyi şekilde yararlanmalı; ülke ve devlet yapısının inşasını, İslam'ın sağlam mantığına, büyük taklit mercilerinin rehberliğine, İslam İnkılabı rehberlerinin düşünce ve ilkelerine, mevcut rehber Hazret-i Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney'in (Allah onu korusun) yol göstericiliğine, direniş kültürüne, sebat anlayışına ve inkılabî akılcılığa dayandırmalıdır.

Aynı zamanda emperyalist düşmanın her türlü komplosuna ve hilesine karşı bütün yollar kapatılmalıdır.

Son olarak, İslam İnkılabı'nın şehit imamının, ailesinden şehit olan fertlerin ve son iki dayatılmış savaşın bütün şehitlerinin şehadetini bir kez daha Hz. İmam Mehdi'ye (Allah zuhurunu yakın eylesin) ve onun hak temsilcisi, sabırlı ve cesur lider Hazret-i Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney'e taziyelerimi arz ediyorum.

Ayrıca, bütün inkılâbî ve sorumluluk sahibi din âlimleri adına İran'ın onurlu halkıyla birlikte şu ahdi yeniliyoruz:

Şehit imamımızın yolunda, zuhura giden zirveye ulaşıncaya kadar; canımızı, malımızı ve itibarımızı feda etmeye hazırız.

"Zafer ancak mutlak güç ve hikmet sahibi olan Allah katındandır."

Ali Rıza Arafi 

İlim Havzaları Müdürü

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha